"İnternete sansür değil, sürat gerek!"

Türkiye'de bilişim konusunda uzmanlaşmış Sivil Toplum Kuruluşları; TBMM'de 04/05/2007de 5651 no ile kabul edilen "İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun Tasarısı" konusunda ortak bir bildiri yayımladı. Ortak bildiride bu yasanın, bürokratik bir yapıya yargısız sansür yetkisi verdiği belirtilerek, ifade özgürlüğünü korumak, Türkiye internetini büyütmek ve toplumsal yarar açısından yasanın gözden geçirilmesi, ve internetin marjinal problemlerine sivil toplumla birlikte çözüm aranması çağrısı yapıldı..

Bir süredir kamuoyunda tartışılmakta olan ve kamuoyunca Ulaştırma Bakanlığı tasarısı olarak dile getirilen ve TBMM'de 04/05/2007 ve 5651 no ile kabul edilen "İnternet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ve bu yayınlar yoluyla işlenen suçlarla mücadele edilmesi hakkında kanun tasarısı"na ilişkin Bilişim STK'ları olarak görüş ve değerlendirmelerimiz aşağıda açıklanmıştır.

Tasarının ele almış olduğu başta çocuk pornografisi olmak üzere küçükleri İnternet ortamındaki zararlı etkilerden korumaya yönelik amacı tarafımızca da desteklenmektedir.

Ancak, İnternet çok boyutlu, karmaşık, çok uluslu ve çok hızlı değişen bir yapıdır. İnternet iletişim, eğlence, eğitim, çalışma, ticaret, hizmet ve yayın ortamıdır. İnternetin çok yönlü özellikleri dikkate alınmadan sadece basın yayın aracı olarak ele alınması ve buna göre düzenleme yapılması çok büyük sakıncalara neden olur. Bu nedenle düzenleme yapılmadan önce İnternetin anlaşılması ve bu çok yönlü özelliğinin gözden kaçırılmaması son derece önemlidir.

İnternet son günlerde anlayamadığımız şekilde faydaları kenara itilmiş ve sadece zararları ön plana çıkartılan bir alan olarak gösterilmeye çalışılmakta, suçla özdeşleştirilmektedir. Oysa Devletin şeffaflaşmasından, kamuoyunun haber alma hakkına, kişilerin düşünce ve ifade özgürlüğünün gerçek anlamda yaşanmasına kadar toplumsal bir çok faydası olduğu gibi, gerek kişilerin gerekse de kurum ve kuruluşların iş ve işlemlerine getirdiği kolaylık ve hız ile yaşantımızı inanılmaz kolaylaştırmıştır. Gülün nasıl dikenleri var ise İnternetin de can sıkan, toplumu yaralayan yönleri elbette olabilmektedir. Ancak, bu can sıkıcı, zararlı etkiler faydalarının yanında önemsiz sayılacak kadar azdır. Buna karşın az olan bu zararlı etkilerin yaygınlaşmaması, en aza indirilmesi için gerek ulusal gerekse de uluslararası önlemlerin alınması bir zorunluluktur. Bu bağlamda başta çocuk pornografisi olmak üzere, İnternet ortamında özellikle çocuklarımızı etkileyecek içeriklerden çocuklarımızın korunması için her türlü tedbirin alınması bir zorunluluktur.

Sağlıklı bir toplumun güvencesi çocuklarımızdır. Ancak, çocukların zararlı içeriklerden korunması adına, toplumun demokratik hak ve taleplerinden büyük ölçüde vazgeçmesi düşünülemez. Demokratik hak ve özgürlüklerin her ne gerekçe ile olursa olsun, özünü ortadan kaldırmaya yönelik tüm çabalar, çocuklarımızın içerisinde yaşadığı toplumu ve dolayısı ile geleceğimizi çok daha olumsuz etkileyecektir.

Bugün gelinen noktada, her ne kadar Sivil Toplum Kuruluşları olarak bizlerin yaptığı uyarılar Yasa koyucu tarafından kısmen dikkate alınmış ise de, tasarının mevcut halinde aşağıdaki hususların düzeltilmesi olmazsa olmaz bir zorunluluktur:

1)Tasarının 9. maddesinde düzenlenen "Cevap ve Düzeltme Hakkı"na ilişkin olarak:

Kamuoyunun hassas ve duyarlı olduğu çocuklarımızın korunmasına yönelik bir konuda çalışmalar yapılırken amaç dışına çıkılmaması gerektiği halde, tasarı metni içerisine 9. madde olarak konulan "Cevap ve Düzeltme Hakkı"nın bu kanunun amacı ile herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır. İnternet ortamında yapılan ve konusu Kanunda sayılan suçları oluşturan hiçbir suçta cevap ve düzeltme hakkına ihtiyaç duyulması mümkün değildir. Bir  dönemler Basın Kanunu'na eklenmeye çalışıldığı gibi İnternet ile ilgili tüm İnternet'i etkileyen düzenlemelerin bu şekilde ilgisiz bir tasarıya eklenmesi yanlış ve sakıncalıdır.

İnternet üzerindeki yayınların bir kısmı basın yayın faaliyeti kapsamında değerlendirilebilirse de, İnternet'in sadece basın yayın faaliyeti olarak algılanması yanlıştır. Bu nedenle basın yayın faaliyeti ile ilgisi olmayan bir çok İnternet sitesinde cevap ve düzeltme metni ile karşılanması gibi garip bir durum ile karşı karşıya kalınacaktır. Basın yayın faaliyeti yapmayan kişilerin sahibi oldukları İnternet siteleri nedeniyle basın yayın kuruluşlarını ilgilendiren bir sorumluluğa tabi tutulmaları işin doğasına aykırıdır. Tüm bu nedenlerle 9. maddenin kesinlikle metinden çıkartılmalıdır.

2)Erişimin engellenmesi, filtreleme ve benzeri düzenlemesine ilişkin olarak :

Filtreleme ve benzeri yöntemlerin tüm İnternet çıkışı için düzenlenmesi yanlıştır. Filtreleme yazılımının okullar, İnternet evleri ve benzeri çocukların İnternet'e erişebileceği yerlerde uygulanması bir zorunluluk olarak düzenlenmelidir. Aksine bir düzenleme erişkinlerin hangi içeriğe erişeceklerinin bir sansür kurulunun onayı tabi kılınmasına neden olacaktır. Bu da kişisel hak ve hürriyetler yönünden Anayasa'ya aykırılık teşkil edebileceği gibi, ülkemizin İnternet'e sansür uygulayan ülkelerle birlikte adının alınmasına neden olacaktır.

Erişimin engellenmesi İnternet ortamında en son ele alınması gereken tedbirlerden birisidir. Erişimin engellenmesi kararının etkileri beklendiğinden farklı olabilmektedir. Geçmişte alınan kararlar farklı sonuçların doğduğunun örneklerini ortaya koymuştur. Erişimin engellenmesi kararının uygulanması durumunda doğacak sonuçların elde edilmek istenen amaç ile arasında bir denge olmalıdır. Rahatça içerikten kaldırılması sağlanabilecek bir içerikten dolayı, binlerce yasal içeriğe sahip, milyonlarca kullanıcısı olan sitelere erişimin engellenmemesi gerekmektedir.

Yapılacak olan düzenlemelerin Anayasamızın ikinci bölümünde yer alan kişinin hak ve ödevlerine ve özellikle de, 25. maddesindeki "düşünce ve kanaat hürriyeti", 26. maddesindeki "düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti", 27. maddesindeki "bilim ve sanat hürriyeti" ve 28. maddesindeki "basın hürriyeti"ne aykırı şekilde olması durumunda iptal ile karşılaşılacağı gözetilerek Anayasa'ya uygunluk açıdan bu tür düzenlemelerin kesinlikle gözden geçirilmesi gerekmektedir.

3)Telekomünikasyon Kurumu altında oluşturulacak Başkanlığa verilecek yetkiler yönünden:

Telekomünikasyon Kurumu altında kurulan bir Başkanlığa İnternet yayınlarına erişimi engelleme hakkı tanınması, her ne kadar çocuklarımızın zararlı içeriklerden hızla korunması açısından zorunlu olsa da, bu hakkın Anayasaya uygun şekilde 24 saat içinde yetkili hakime bildirilmesi ve 48 saat içerisinde de hakim onayının aranmaması açık bir şekilde Anayasa'ya aykırılık teşkil etmektedir. Bu nedenle Tasarı'nın 8. maddesinin doğrudan Başkanlık tarafından verilen "Erişimin Engellenmesi Kararı"na ilişkin düzenlemesinin gözden geçirilmesi ve Anayasa'ya uygun hale getirilmesi gerekmektedir.

4)Çocuk pornografisi yönünden

Tasarının çocuk pornografisini düzenlemek veya bu suça atıf yapmak yerine konu ile ilgili ancak çok daha geniş bir düzenleme getiren "Müstehcenlik" ile ilgili TCK'nın 226. maddesine atıf yapması karşısında idari bir organın "Müstehcenlik" yorumunun yer, kişi ve zamana bağlı olarak değişebileceği unutulmamalıdır. TCK'nın 226. maddesinde çocuk pornografisinin bu alanda kabul gören uluslararası düzenlemeleri tam olarak kapsamadığı da gözönüne alınarak ya TCK 226. maddenin yeniden ele alınarak bu eksikliği gidermesi sağlanmalı ve yeni maddenin sadece "çocuk pornografisi"ne ilişkin bölümüne yollama yapılmalı ya da bir başka şekilde "çocuk pornografisi" konusunda uluslararası kabul gören şekilde bir düzenleme yapılarak yollama bu düzenlemeye yapılmalıdır. Aksi takdirde çocuk pornografisi ile ilgisi olmayan bir çok yayın nedeniyle İnternet sitelerine erişimin engellenmesi kararı verilmesi ile karşı karşıya kalınacaktır.

Sonuç olarak, bilişim sektöründe faaliyet gösteren STK'lar olarak, "çocuk pornografisi"nin eksik yönleri olsa da, halen yürürlükte olan TCK'da düzenlenmiş olduğunu ve mevcut haliyle bile suçla ilgili soruşturma ve kovuşturmaların adli makamlarınca sürdürülmesinde ciddi sıkıntılar yaşanmadığı da göz önüne alınarak, ülkemiz açısından son derece önemli olan Bilişim Suçları konusunun sağlıklı bir düzenleme ve bilişim oyuncularının görüş birliği sağlanmış şekilde yeniden çıkartılması için Çumhurbaşkanlığı, Bakanlar Kurulu, ilgili Bakanlıklar ve TBMM'nin gerekli duyarlılığı ve önemi göstereceğine inancımız olduğunu bildirir, aksi takdirde kaybedenin Türkiye olacağını hatırlatırız.

  • Bilgisayar Yazılım Meslek Birliği - BİYESAM
  • Bilişim Muhabirleri Derneği - BMD
  • İnternet Teknolojileri Derneği - İNETD
  • Kablo Işletmecileri Derneği - KAIDER
  • Linux Kullanıcıları Derneği - LKD
  • Mobil İletişim Sistemleri ve Araçları İşadamları Derneği - MOBİSAD
  • Türkiye Bilişim Derneği - TBD
  • Türkiye Bilişim Vakfı - TBV
  • Tüm İnternet Derneği - TID
  • Telekomünikasyon ve Enerji Hizmetleri Tüketici Hakları ve Sektörel Araştırmalar Derneği - TEDER
  • ODTÜ Mezunları Derneği - ODTÜMD
  • Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği - TELKODER
  • Türk Elektronik Sanayicileri Derneği - TESİD
  • Tübider Bilişim Sektörü Derneği - TÜBİDER
  • Türkiye Bilişim Sanayicileri Derneği - TÜBİSAD
  • Tüm Telekomünikasyon İş Adamları Derneği - TÜTED
  • Tüm İnternetevleri Derneği - TİEV
  • Türk Kütüphaneciler Derneği - TKD
  • Üniversite ve Araştırma Kütüphanecileri Derneği - ÜNAK
  • Yazılım Sanayicileri Derneği - YASAD